|
|
ÇAĞDAŞ AVRUPA’NIN ÂLİ CENGİZ OYUNU: SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI TASARILARI M. Fatih AKBAY
Tarih: 7 Mart 2010 Pazar
M. Fatih AKBAY
Bilindiği gibi Âli Cengiz oyunu, Cengiz Han’ın soyundan gelenlerin ayak oyunları için kullanılan ifadedir. Moğollar bir yeri ele geçirmeden önce halka kan dökülmeyeceğini söyler, sonrasında ise halkı diri diri toprağa gömüp sözlerinde durduklarını söyler imiş. Bu nedenle tarihte bu tür olaylar için Âli Cengiz Oyunu yani Cengiz Han’ın soyundan gelenlerin oyunu denmektedir. Esasen bu ifade oldukça geniş kapsamlıdır ve olaylar/durumlar farklı olsa da son zamanlarda yaşanan kimi olaylar, Âli Cengiz Oyununu, yani basit ve kirli ayak oyunlarını çağrıştırmaktadır.
Günümüzde Ermeni Meselesi olarak bilinen hayli geniş kapsamlı olaylar zinciri konusunda da Çağdaş Batılı güçlerin benzer ayak oyunlarına rastlanmaktadır. Bu konuya değinmeden önce Ermeni Meselesini yüzeysel olarak ele alalım:
Bilindiği gibi Ermeni Meselesi, son yıllarda Türkiye ve dünya gündemini meşgul
ede gelmiştir. Malazgirt’te ve sonrasında belirgin biçimde gözlenebilen iyi ilişkiler Osmanlı döneminde de devam etmiş; ancak Hasta Adamı paylaşma politikalarının tavan yaptığı dönemde Ermeni Meselesi adı verilen, Şark Meselesinin yeni bir versiyonu ortaya çıkmıştır.
Fransız İhtilali sonrasında boy gösteren Milliyetçilik Cereyanları, Ermeni Kilisesinin ve Misyonerlerin kışkırtmaları, Avrupalı devletlerin Osmanlı’yı paylaşma plan/projeleri vd etkenlerin doğurduğu Ermeni Meselesi, 1915 Tehcir olayıyla farklı bir boyut kazanmış ve dünya gündeminin ilk sıralarına yerleşmiştir.
Sonrasında Gümrü Anlaşması ile Ermenistan’la barış yapılmış ve olaylar kısmen durulmuştur. Lozan’da gündeme gelen Ermeni iddiaları bir süre sonra Tarihin tozlu raflarına kaldırılmış ve pek fazla gündeme gelmemiştir; ancak özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupalı güçler Ermenileri tekrar kullanmaya başlamış ve sunum dosyası haline getirilen Ermeni Dosyası’nın bir kez daha piyasaya sürülmesiyle çeşitli ülkelerde Ermeni kin anıtları açılmaya başlanmıştır.
1973’te Georges Yanıkyan adlı Ermeni’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve yardımcısı Bahadır Demir’i katletmesiyle Ermeni Meselesi farklı bir boyut kazanmış ve bu tarihten sonra Ermeni teröründe pek de eski olmayan (Talat Bey, Cemal Paşa, Said Halim Paşa cinayetlerini anımsayalım.) yeni bir aşama başlamış ve çeşitli ülkelerdeki Türk diplomat ve görevliler suikastlara maruz kalmışlardır.
Ermeni terörü, Asala vd örgütlerin faaliyetleriyle 1985’e kadar belirgin biçimde devam etmiş, sonrasında ise yerini Avrupa’nın yeni piyonlarına bırakmıştır! Bu tarihten sonra ise daha çok lobi faaliyetleri gözlenmiş ve 4 T Planı özelinde ince hesaplar yapılmaya başlanmıştır.
Ana hatlarıyla bu şekilde olan Ermeni Meselesi ile ilgili asıl bahsetmek istediğim mesele Avrupalı güçlerin izlediği çifte standartçı politikadır. Zira göstermelik çıkışlara rağmen Ermeni Meselesinin asıl besleyicisi Ermeni Lobilerinin yanında Avrupalı güçlerdir.
Nisan ayının yaklaşmasıyla ABD’de hız kazanan Ermeni lobilerinin faaliyetleri sırasında bir yaklaşım dikkatimi çekti. ABD yönetiminin mecliste tasarı aleyhinde oy kullanılması şeklindeki önerileri/uyarıları yeni bir olay değil. 1980’lerden günümüze uzanan süreçte, özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çıkan gazetelere bakıldığında hemen her yıl aynı şekilde tasarının meclise getirildiği ve devlet adamlarının uyarılarıyla aynı tepkilerin verildiği görülecektir.
Bu yaklaşım, ‘Batının Tavşan kaç tazı tut!’ şeklinde özetlenen politikasının göstergesidir. Yaklaşık 30 yıllık süreçte (Temelde, belirgin biçimde 200 küsür yıl) değişen hiçbir şey yok. İşin ilginç yanı, Amerikan yönetiminin konunun gündeme getirilmesine göz yumup sonrasında göstermelik tepkiler göstermesi. Bu durum da yakın zamana kadar amacın, tasarıyı gündemde tutmak; ancak kadim dost Türkiye’yi de tümüyle kaybetmemek için tasarıyı kabul ettirmemek olduğunun göstergesi olarak yorumlanmaktaydı.
Ancak gelinen noktada tasarının kabul edilmesi, Amerika’nın veya Küçük Amerika’nın gemileri yaktığının bariz göstergesi. Zira bugün apaçık ortadadır ki Türkiye eski Türkiye değildir ve çeşitli güç odaklarının çarpık davranışları artık kolay kolay sineye çekilmemektedir! İleriki günlerde çok önemli bir aksilik olmazsa bu olayın uzantıları izlenip gözlenecektir.
Tarihte, aleyhte gözüken olayların olumlu sonuçlar doğurduğu çoksa rastlanan gelişmelerdendir. ABD’nin son dönemde baskı unsuru olarak kullandığı Ermeni tasarısının meclisten geçmesi belki de artık iyice tadı kaçan oyunu sona erdirecek bir gelişme olacaktır. Zaten adı geçen tasarı onlarca ülke tarafından tanınmış durumdaydı. Bu bağlamda, yakın bir gelecekte Amerika’ya, bu adımı izleyen süreçteki gelişmeler için teşekkür bile edilebilir! Bunu da zaman gösterecektir…
Esasen konu oldukça basittir. Ermenilerin Müslüman soykırımı söz konusudur ve olayların bu aşamaya gelmesi ihmaller nedeniyledir. Bob Hope’nin “Propaganda öyle bir sanattır ki kişi başkasının ayağına basarken kendisi ah der!’’ şeklindeki sözleri doğru okunduğunda bu gerçek apaçık ortaya çıkacaktır.
Güncel gelişmeler ışığında, Tarih boyunca yaşanan gelişmeler incelendiğinde Ermeni Meselesinde Stockholm Sendromu olarak tanımlanan mütecavizine âşık olma çarpıklığının ileri bir versiyonuna rastlanacaktır.
Fransızların Haçin Ölüm Kampındaki faaliyetleri vd Avrupalı güçlerin Ermenilere karşı yaklaşımları göz önündeyken, günümüzde Ermenilerin bunları görmezden gelip Osmanlı Devleti’nin mirasçısı olan Türkiye’ye yüklenmesi tutarsızlığın ötesinde oldukça mânidardır.
Ermenileri mağdur eden güçler ortada iken, suçun olayların en masum tarafına yıkılması ilginçtir. Bugün Ermeni iddialarının Haçin Ölüm Kampının kahramanı Fransa’da çokça dile getirilmesi adı geçen hastalığın belirgin özelliklerindendir.
Öte yandan olayların dallanıp budaklanmasının en önemli nedenlerinden biri olan Hafıza zayıflığı, Tarihî hastalığımız olduğu için, meseleler ancak iş işten geçtikten sonra anımsanmaktadır. Gol yemeden atağa kalkılmadığı için ve kural ihlalleri tavan yapmadan harekete geçilmediği için bugün Tarihte eşi görülmemiş trajikomik olaylar yaşanmaktadır!!
Bu durum da şekilde görüldüğü gibi çeşitli sorunlar doğurmaktadır.
Bugün itibariyle gelinen nokta ne olursa olsun, Ermeni iddialarının ortadan kalkması durumunda bile, var olan gerçekler, Tarihî bilgi ve belgeler ışığında tüm dünyanın dikkatine sunulmalıdır. Zira asıl mesele, Ermeni iddialarının gündeme gelip gelmemesinden ziyade Tarihî gerçekler sorunudur. Daha net bir ifadeyle 4 T planları vd çalışmalar bitse bile Ermenilerin ve hamilerinin gerçekleştirdiği Müslüman soykırımına değinen çalışmalar hız kesmemelidir. Zaten çok büyük bir sürpriz olmazsa, yakın gelecekte sınırların açılması vd iyimser yaklaşımlara ve olumlu adımlara rağmen Ermeni lobilerinin çalışmaları devam edecektir!
Sonuç itibariyle değinmemiz gereken nokta, Türk-Ermeni ilişkilerinin tarih boyunca genel anlamda iyi şekilde devam ettiği hakikatidir ve Millet-i Sâdıka kavramını da Anadolu’nun yüzlerce yıllık hoşgörü geleneği doğurmuştur.
Her ne kadar ilişkiler son 200 yılda önemli kesintilere uğrasa da, ortada Dabbağyan, Artin Penik, Vakıflı Köyü sakinleri ve diğer örnekler varken Ermenilerin tümünü aynı çerçeveye koymamız haksızlık olur.
Bu nedenle, Ermeni milleti ile lobici ve çeteci Ermenileri aynı kefeye koymadan her birine karşı farklı yaklaşımlar ortaya konulmalıdır. Bu bağlamda Sınırların açılması vd yaklaşımlar, ilişkilerin normalleşmesi açısından oldukça önemli. Ancak atılacak adımlar güncel gelişmeler ışığında netlik kazanacaktır.
Öte yandan ortada sorun varsa, bu sorun komşu ülkeler arasında rahatlıkla halledilebilir. Yeter ki dışarıdan farklı eller, olay ve durumlara müdahale etmesin ve Türkiye’nin yerini haritada dahi göstermeyecek konumda olanların ülkeleri ile (Mesela Uruguay) Ermeni Meselesi ile ilgili malumat sahibi olmadan konuşanlar (ABD, Fransa ve mâlum ekipler) müdahil avukatlığa soyunmasın!
Bu aşama, olayların çözümüne giden yolda önemli bir dönemeç olabilir. Ancak unutmamak gerekir ki Ermeni Meselesi’nin asıl muhatabı ve hakemi ne Avrupalı güçler ne de lobici Ermenilerdir. Asıl muhatap, bizzat Tarihtir ve Tarihî gerçeklere aykırı her tutum, Tarihî gerçekleri değiştirmemekle birlikte, Tarihin vicdanını sızlatmaya devam edecektir!
M.Fatih AKBAY, 05.03. 2010, Erciş.
M. Fatih AKBAY fatihakbay3@hotmail.com
Bu köşe yazısı 160 defa okundu. Toplam 1098 kelime
[ Geri Dön: M. Fatih AKBAY ] - [ Yazarlar İndeksi ]
|
|
|
|
|
|
|
|
eski-ercis: M.Suat İlhan Eskişehir'de bir ilçeye tayın edildi (14/8) memobey: Nedim ÖZÖRNEK İstifa Etti (28/6) erolcelik: Nedim ÖZÖRNEK İstifa Etti (28/6) erolcelik: ERCİŞ'TE FESTİVAL ÇOŞKUSU (27/5) erolcelik: ERCİŞLİ RESSAMLARDAN RESİM SERGİSİ (27/5) mehmetfatihakbay: Fuat Hasdemir'e "Sağlam Adımlar" ödülü (12/5)
|
|
|
|
|
|
|
Şu ana kadar 3187700 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: ercisliler.net/yesilercis.net |
|
|
|
|
|
|