UYUYAN KÜTÜPHÂNELER: SAHAFLAR
M. Fatih AKBAY
Eğitim ve öğretimin önemini belirtmeye gerek yok sanırım. Bir çok İlim-Bilim adamınca vecize şeklinde söylenen sözler dışında Manevi üstadların da bu konuda tavsiyeleri epeyi fazla. Aristo'ya göre, ''Eğitimin kökleri acı meyvesi tatlıdır.' 'Cervantes ise, ''İnsanın eğitimle doğmadığını; ancak eğitimle yaşadığını'' bildirir. Buckel'e göre ise yurdu savunmanın en ucuz yolu eğitimdir.
''İkra'' emriyle başlayan ''Dosdoğru Olma Sürecinde'' sürekli olarak İlim ve Bilim için teşvik faaliyeti vardır. Kur'an'da yüzlerce yerde insanlar Düşünmeye, İbret almaya, Araştırmaya davet edilmektedir. Tefekkür etmek, Tezekkür etmek, Tedebbür etmek, Akletmek, Fıkhetmek, Şuurunu, İdrakini, Basiretini kullanmak gibi ifadelerle insanoğlu sürekli Teyakkuza davet edilmiştir. Bu İlim ve İrfan faaliyeti Hadislerle de teşvik edilmiştir: ''İlim Çin'de de olsa alınız.'' sözleriyle ilimin önemi belirtilirken ''Alimin Abide üstünlüğü, Dolunaylı gecede Ay'ın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir.'' denilerek de Âlimlere verilen değer ifade edilir.
Ayrıca, ''Kim, İlim öğrenme aşkıyla yola çıkarsa, Melekler O dönene kadar Onun için istiğfar ederler.'' müjdesi ile ve ''İlim Müminin yitik malıdır, nerede bulursa almalıdır.'' ifadesiyle insanoğlu ilime teşvik edilir. Bedir'de savaş esirlerinin Müslüman çocuklara okuma yazma öğretmesi şartıyla serbest bırakılması da İlime verilen kıymeti gösterir. Nitekim, bu emir doğrultusunda hareket eden Endülüs Müslümanları Ortaçağ karanlığında yanan bir Meşale gibi insanlığın geleceğini aydınlatmışlardır.
Madem ki İlim öğrenmek Farzdır ve Hadislerle teşvik edilmiştir, o halde hepimizin elden geldiğince yapması gereken bir şey var: O DA ŞAHSİ KÜTÜPHANE OLUŞTURMAK..
Bunun için de Maddî fedakârlıktan kaçınılmaması gerekli. Sigaraya, çaya v.d ihtiyaç haline getirilen şeylere para ayırırken zorlanmayan bizler, iş kitap alımına geldi mi maalesef pek gönüllü davranmıyoruz. Bu durumda bir bakıma kitap fiyatlarının yüksek oluşu ya da ''Kitaba para vermem!'' zihniyetinin rolü vardır. Ancak bir de kitap almak isteyip de fiyatlardan dolayı alamayanın ya da istediği kadarını alamayanların durumu var. Bahsedilmek istenen de bu. Bu durumda Sahaflar, iyi bir alternatif durumunda. Son çıkan kitaplar pek fazla bulunmasa da, yeni baskısı yapılmayan şaheser değerindeki bazı eserleri ucuz fiyatlara bulmak mümkün. (Mesela Aleksandr Soljenitsin'in Gulag Takımadaları adlı eserini yakın zamanda 1 ytl'ye aldım..)
Bu sayede zengin bir kütüphane kurma imkanına kavuşulur. Bu durum da olumlu bir gelişmedir; çünkü istenilen bilgileri 1-2 dakikada önümüze seren internete her an ulaşma imkanımız olmayabilir, (Ulaşıldığı takdirde nitelikli bir araştırma malzemesi çıkmayabilir!..) ya da bir konuda araştırma yapmak için en az 3-5 kitabın el altında olması zorunluluğu doğabilir. Ayrıca kütüphanelere her an ulaşamama zorluğu, araya giren resmi tatiller gibi durumlardan dolayı şahsi kütüphane kurma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır..
Azerbaycan'da her evde bir kütüphane olduğu bilinmekte iken bizde maalesef kütüphane kurma alışkanlığı elit kesimle sınırlıdır. Bunun dışında, gazete abonesi olan kişilerin bir kısmı da bu kitapları süs eşyası olarak kullanmaktadır. Hoşumuza giden her kitabın alınabilmesi için epeyi zengin olmak gerekiyor. Bu konuda biraz, daha doğrusu çok seçici olmak gerekli. Son zamanda yaşadığım için biliyorum, yazacağım makale için gerekli olan kitabın fiyatı 30 ytl. Kırtasiyecinin kiralama gibi bir derdi olmayınca ve adı geçen kitap kütüphanelerde bulunmayınca ''Başka Baharlara!'' demekten başka yapılacak bir şey yok! Bu durumda yollar, ister istemez sahaflara doğru kayıyor. Her ne kadar istenilen kitap bulunamasa da istenilen konu hakkında önemli sayılabilecek eserlere rastlamak mümkün. Bu bakımdan ömür boyunca en az bir kez Sahaflara uğramak gerekir diye düşünüyorum. Bu sayede, İletişim Çağı'nda bilgi sahibi bir toplum olma yolunda ucuz maliyetle uzun soluklu adımlar atılabilir.
Bu arada ailelere düşen önemli bir görev var: çocukları okumaya, yazmaya, araştırmaya teşvik etmek. Dikkat edilirse internette hemen her konuda hazır bilgiler bulunmaktadır. Bu durum, yeni nesilleri tam bir tembelliğe itmektedir. Sonuçta hazıra konan bireyler ortaya çıkmakta, bu da gelecek yolunda olumsuz gelişmelere neden olabilmektedir. Bu bağlamda, en azından bazı başucu kitaplarıyla önemli ansiklopedileri evde bulundurmak akla yatkın gelmektedir..
Sahaflarda yatan nice kütüphaneler vardır. Herkesi tatmin edecek zengin bir kütüphane malzemesi olmayabilir; ancak kitap alma alışkanlığı kazandırdığı için zamanla güzel bir birikim meydana getirecektir. Bir iki örnek vereyim. Son zamanda, Afet İnan'ın Mustafa Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım, Gençay Şaylan'ın Türkiye'de Laiklik, Abdülhakim Yüce'nin Din'de Yabancılaşma Ve Yozlaşma, Azmi Özcan'ın Sultan Abdülhamit ve Hilafet, Mümtazer Türköne'nin Osmanlı Modernleşmesi'nin Kökenleri kitabı ile M.Akif Beki'nin Türkiye'de Nakşiler adlı kitaplarını 50 yeni kuruşa aldım.
Adı geçen eserler, cep kitabı serisi olup çeşitli gazetelerin Kültür Armağanı serisi olarak okuyuculara sunulmuştur. Bu eserler, genel itibariyle kütüphanelerde ve kırtasiyelerde bulunmadığı için sahafların önemi daha da artmaktadır. Bir de yakın zamanda Atatürk'ün Nutuk'u ile Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi'nin 2. Cildini 1 ytl'ye aldım. Tabi fiyatı fazla olan kitaplar da var, bu durumda da seçici olmak gerekiyor.
Sonuç olarak, sahaflarda herkese hitap eden kitaplar vardır diyebiliriz. Buralarda uyuyan kitapları uyandırarak evlerimizi ihya etmek ve geleceğimizi Aydınlatmak bizim elimizde. Bu alternatifi değerlendirecek olursak eminim daha kazançlı çıkarız. Bir günlüğüne de olsa şehir kalabalığından egzoz dumanlarından kaçıp sahaflardaki kitap tozlarını yutmak ve kitap hastası olmak! Korkmaya gerek yok öldüren değil, dirilten bir hastalık bu!
NİSAN 07, VAN.

NOT: FOTOĞRAF, AŞAĞIDAKİ ADRESTEN ALINMIŞTIR: fotografmakale.wordpress.com/.../